Bölüm 7: Kader Kitabı ve Gölge Meclisi
Ulu Gökyüzü Tarikatı'nın derinliklerinde, sıradan öğrencilerin adını bile anmaya korktuğu, gökyüzüne uzanan yedi dev kule vardı. Bu kulelerin en büyüğü ve en korunaklı olanı, tarikatın bin yıllık birikimini saklayan "Kadim Yazıtlar Kulesi"ydi. Kule, sadece muazzam savunma dizilimleriyle değil, bizzat tarikatın yaşayan fosilleri sayılan "Gölge Meclisi" ihtiyarları tarafından korunan, yaşayan bir hapishane gibiydi.
Gu Yan, Karanlık Orman görevinden döneli tam iki hafta olmuştu. Tüm iç saha, onun yaşadığı "trajediyi" ve sergilediği "muazzam sadakati" konuşuyordu. Tarikat liderliği, arkadaşlarını kurtarmak için canını dişine takan, canavarla yüzleşmekten çekinmeyen bu dahi genci ödüllendirmek amacıyla ona nadir bir hak tanımıştı: Kadim Yazıtlar Kulesi'nin ilk üç katında serbestçe araştırma yapma ve bir teknik seçme hakkı.
Sabahın ilk ışıkları kulenin gümüş kapılarına vururken, Gu Yan üzerinde lekesiz, beyaz bir iç saha cübbesiyle merdivenleri tırmanıyordu. Adımları ağır, duruşu mütevazı ve yüzündeki ifade bir derviş kadar dingindi. Yanından geçen kıdemli çıraklar ona saygıyla selam veriyor, "Geleceğin Direği" olarak bakıyorlardı.
Gu Yan ise içinden sadece soğukça gülümsüyordu. “Geleceğin direği mi? Birkaç ay sonra bu tarikatın üzerine çökecek olan yıkım fırtınasının mimarı olduğumu bilselerdi, yine böyle selam verirler miydi?”
O sırada, kulenin girişinde bekleyen muhafızlardan biri öne çıktı. Bu, Leydi Qing’in Kutsal Çiçek Salonu’na bağlı, Meridyen Açma 6. Aşama’da bir kültivatördü. Gu Yan’ı görünce gözlerinde gizli bir itaat ve hayranlık parıltısı belirdi. Gu Yan yanından geçerken, muhafızın vücudundaki Zihin Yiyen Gu parazitleri hafifçe titredi ve Gu Yan’ın zihnine kulenin içindeki koruma nöbetlerinin değişim saatlerini içeren bir veri akışı aktardı.
Kulenin İç Güvenlik Analizi:
Koruma Dizilimi: 5. Derece 'Göklerin Gözü' Formasyonu. (Her türlü yabancı Qi enerjisini anında algılar).
Zayıf Nokta: Her gün gece yarısı, Yang ve Yin enerjilerinin yer değiştirdiği o 3 saniyelik boşluk.
Mevcut Seviyemiz: Meridyen Açma 5. Aşama'nın ortası. Ejderha Kanı sayesinde ruh gücümüz sıradan bir 7. Aşama kültivatörle eşdeğer.
*Ana Hedef: Kulenin 3. katında, gizli bir bölmede saklanan **'Kozmik Kader Kitabı'*nın yırtık sayfasını ele geçirmek.
Gu Yan, kulenin kapısından içeri girdi. İlk iki kat, sıradan kılıç teknikleri, temel büyü formülleri ve iksir tarifleriyle doluydu. Yüzlerce öğrenci rafların arasında hararetle çalışıyordu. Gu Yan onlara bakmadı bile. Onun 300 yıllık zihnindeki kütüphane, bu kulenin içindeki tüm teknikleri fersah fersah aşardı. Onun buraya gelme sebebi sıradan bir teknik değil, evrenin kurallarını değiştiren o kadim nesneydi.
Üçüncü kata çıktığında içerisi tamamen sessizleşti. Burada sadece tarikatın en elit öğrencileri ve çekirdek çıraklar bulunabilirdi. Raflar ahşaptan değil, enerjiyi hapseden soğuk siyah taşlardan yapılmıştı.
Gu Yan, sanki rastgele bir teknik arıyormuş gibi rafların arasında dolaşmaya başladı. Adımları, onu kulenin en karanlık, arkasında büyük bir pencerenin olduğu kör noktaya getirdi. Tam önündeki taş rafta, üzerinde "Göklerin Sırrı" yazan tozlu, eski bir parşömen duruyordu.
Ancak Gu Yan'ın gözleri parşömene değil, o rafın arkasındaki duvara sabitlenmişti. Duvarın içinde, sıradan gözlerin asla göremeyeceği, sadece kader iplerini okuyabilen birinin fark edebileceği ince, kırmızı bir enerji çizgisi vardı. Bu, Kozmik Kader Kitabı’nın yaydığı o yasaklı radyasyondu.
Gu Yan, elini yavaşça duvara doğru uzattı. Tam o anda, arkasındaki gölgelerin içinden buz gibi bir ses yükseldi:
"Küçük Kardeş Gu... Orası tarikatın yasaklı bölgesidir. Bir adım daha atarsan, meridyenlerin bizzat kule koruyucuları tarafından parçalanır."
Gu Yan arkasına döndü. Gelen, üzerinde mor işlemeli bir cübbe taşıyan, gözleri bir kartal kadar keskin olan tarikatın bir numaralı çekirdek çırağı Zhan Tian’dı. Zhan Tian, Meridyen Açma 7. Aşama’nın zirvesindeydi ve tarikat liderinin bizzat evlatlık oğluydu. Kibirli, şüpheci ve gücü her şeyin üstünde tutan bir dahiydi. Lin Feng’in ölümünden beri iç sahadaki tüm hareketleri gizlice izliyordu ve Gu Yan’ın bu hızlı yükselişi onun dikkatini çekmişti.
Gu Yan, anında o "korkmuş, ne yapacağını bilemeyen toy çırak" maskesini yüzüne taktı. Ellerini hızla geri çekerek başını eğdi. "Kıdemli Kardeş Zhan! Bağışlayın... Ben sadece bu raftaki parşömenden yayılan garip bir enerji hissettim ve merakıma yenik düştüm. Buranın yasaklı olduğunu bilmiyordum."
Zhan Tian, yavaş adımlarla Gu Yan’ın üzerine doğru yürüdü. Vücudundan yayılan 7. Aşama baskısı, odadaki havayı ağırlaştırıyordu. Gözlerini Gu Yan’ın gözlerine dikti, sanki ruhunun en derinliklerini okumak istiyor gibiydi.
"Merak mı?" dedi Zhan Tian, alaycı bir tonla. "Lin Feng öldü, Song Kai öldü, Zhao Kang öldü... Ama her ne hikmetse, dış sahadan gelen o aciz Gu Yan her felaketten daha da güçlenerek çıkıyor. Söyle bana küçük kardeş, gökler gerçekten sana bu kadar cömert mi, yoksa arkanda bizim bilmediğimiz başka bir oyun mu dönüyor?"
Zhan Tian, elini Gu Yan’ın omzuna koydu ve kendi vahşi Qi enerjisini Gu Yan’ın meridyenlerine doğru itti. Bu, doğrudan bir saldırı değil, Gu Yan’ın gerçek seviyesini ve iç enerjisinin yapısını zorla kontrol etmek için yapılan acımasız bir hamleydi. Eğer Gu Yan gücünü gizliyorsa, bu enerji baskısı altında gerçek seviyesi ortaya çıkacaktı.
Kritik Durum Hesaplaması:
Tehdit: Zhan Tian meridyenlerimizi tarıyor.
Eğer 5. Aşama olduğumuzu ve Ejderha Kanı taşıdığımızı görürse, anında hain ilan ediliriz.
Çözüm: 'Karanlık Ters Akım Sanatı'nı kullanarak meridyenlerdeki ejderha kanını ruh kökünün derinliklerine kilitlemek. Dışarıya sadece zayıf, hırpalanmış ve Leydi Qing'in zehriyle uyuşmuş bir 3. Aşama enerjisi göstermek.
Maliyet: Vücuda binen ani baskı yüzünden iç organlarda hafif hasar.
Gu Yan, zihnindeki algoritmayı saniyeler içinde uyguladı. Zhan Tian’ın enerjisi vücuduna girdiği an, Gu Yan acı içinde bir çığlık attı ve ağzından fışkıran kanla birlikte geriye doğru savrularak duvara çarptı. Yere yığıldığında, vücudu titriyor, nefes almakta zorlanıyor gibi görünüyordu.
"K-Kıdemli Kardeş..." diye inledi Gu Yan, gözlerinde sahte bir dehşetle. "Neden... Neden bana bunu yapıyorsunuz? Ben tarikata sadakatten başka bir şey yapmadım..."
Zhan Tian, kendi enerjisinden geri dönen verileri inceledi. Algıladığı şey; tamamen hırpalanmış, gelişimi durma noktasına gelmiş ve en önemlisi Leydi Qing’in zihin kontrol zehriyle tamamen uyuşmuş, zavallı bir 3. Aşama kültivatörünün enerjisiydi.
Zhan Tian, hayal kırıklığı içinde kılıcının kabzasını bıraktı. “Demek gerçekten sadece şanslı bir çöp,” diye düşündü içinden. “Leydi Qing bunu çoktan kendi kölesi yapmış. Benim için hiçbir tehdit oluşturmuyor.”
"Sadece bir testti, küçük kardeş," dedi Zhan Tian, arkasını dönüp giderken. "İç sahada hayatta kalmak istiyorsan, burnunu senin olmayan işlere sokmamayı öğrenmelisin. Yoksa bir sonraki sefer bu kadar merhametli olmam."
Zhan Tian neşeyle kuleden uzaklaşırken, yere kapaklanmış olan Gu Yan yavaşça başını kaldırdı. Dudaklarındaki kanı elinin tersiyle sildi. O korkmuş, çaresiz çocuktan eser kalmamıştı. Gözleri, cehennemin en karanlık köşesinden fırlamış iki gümüş bıçak gibi parlıyordu.
"Merhamet mi?" diye fısıldadı Gu Yan, sesi kule duvarlarında yankılanmayan ölümcül bir tınıya sahipti. "Zhan Tian... Vücuduma kendi enerjini soktuğun an, hayatının en büyük hatasını yaptın. Benim meridyenlerimden geri çektiğin o enerjinin içine, Zihin Yiyen Gu’nun en tehlikeli varyasyonu olan 'Kader Kemiren Paraziti'ni yükledim."
Gu Yan ayağa kalktı. Zhan Tian’ın kibri, onun sonunu hazırlayacak olan en büyük silahı olmuştu. Parazit, Zhan Tian’ın ruh köküne yerleşecek, o güçlendiğini sanırken onun şansını ve kaderini yavaş yavaş emerek Gu Yan’a aktaracaktı.
Gece yarısı yaklaşırken, Gu Yan kulenin kör noktasında beklemeye devam etti. Saat tam 00:00’ı gösterdiğinde, kulenin savunma dizilimindeki o 3 saniyelik enerji boşluğu meydana geldi.
Gu Yan, gözlerini kırpmadan elini duvardaki o kırmızı çizgiye sapladı. Ejderha kemiğiyle dövülmüş parmakları, taş duvarı bir kağıt gibi yırttı. Duvarın içindeki gizli bölmeden, üzerinde tuhaf, altın renkli rünlerin çılgınca döndüğü, zamanı ve mekanı büken eski, yırtık bir sayfa çıkardı.
Kozmik Kader Kitabı’nın Sayfası.
Sayfa ele geçer geçmez, Gu Yan’ın zihnindeki o sonsuz hesap makinesi adeta çılgına döndü. Milyonlarca olasılık, gelecekteki olaylar ve tarikat liderlerinin kader çizgileri bir anda zihnine aktı.
Gu Yan, sayfayı cübbesinin içine gizlerken, kulenin dışından devasa bir alarm çanının sesi yükseldi. Sayfanın yerinden oynatılması, tarikatın en derinlerinde uyuyan "Gölge Meclisi" ihtiyarlarını uyandırmıştı.
"Hain içeride! Kuleyi kuşatın!" diye gürledi dışarıdan bir ses.
Gu Yan, pencereden aşağıya, kuleye doğru koşan yüzlerce meşaleli muhafıza baktı. Yüzünde, Reverend Insanity’nin en karanlık anlarını gölgede bırakacak kadar muazzam, ürkütücü ve şeytani bir gülümseme belirdi.
"Oyunun ikinci perdesi başlıyor," dedi. "Kader benim ellerimde yazılırken, siz sadece kendi ölüm fermanınızı imzalayacaksınız."
Yorumlar